Ben Bir Prosumer’ım…

    prosumerTeknolojideki, ticaretteki, ekonomideki ve dünyadaki uçtan-uca köklü değişikliklerle birlikte insanların ekonomiye daha önce hiç olmadığı kadar katılım sağladıkları yeni bir çağın içine doğru hızla sürükleniyoruz. Bankacılık işlemlerimizi artık kendimiz oturduğumuz yerden yapabiliyoruz. Alışverişi online mecralardan yapıp mağaza görevlisinin başınızda dikildiği o rahatsız edici anları hayatımızdan çıkarıyoruz. Uçak yolculuklarımızda check-in işlemlerinizi, hatta kimin yanında oturmak istediğinizi kendimiz yapabiliyoruz. Tüm bunları ve daha fazlasını ben de yapıyorum dediğiniz an “Ben Bir Prosumer’ım” demeye hak kazanıyoruz…

          80’li yıllarda Futurist  Alvin Toffler’in yazdığı “Üçüncü Dalga” isimli kitabında, “Tüketen Üretici” yani  “Prosumer” kavramını ortaya çıkarmıştır. 80’li yıllardan bugünün dinamiklerini görmek Gelecek Bilimciliğin önemini bana bir kez daha hatırlattı. Nedir “Prosumer” derseniz? İngilizce kelimelerden türetilmiş yeni bir kelime olduğunu söyleyebiliriz. PROducer (üretici) ve conSUMER (tüketici) kelimelerinin birleştirilmesinden türetilmiş yeni bir kavram olarak hayatımıza girmiştir. Teknolojinin gelişmesi, dijital çağın başlaması gibi önemli tetikleyici unsurlar, mesleklerin artık ev merkezli bir hale gelmesi ve teknoloji ile rahatlıkla istediğimiz her yerde işlerimizin yürütülebileceği ve yeni sanayi sonrası çağın insanı için boş zaman ile mesleki yaşamın ilişkilendirilmesi açısından bir farkındalık yaratıyor. Eğlence ile iş,  aile yaşamı ile iş arasındaki ayrımlar ortadan kalkmaya başlamasıyla birlikte artık Prosumer’ler yaşadıkları her an çalışmakta, üretmekte ve aynı anda tüketmektedirler, hem de evden dışarı bir adim dahi atmadan. Zaman Toffler’ı haklı çıkardı çıkarmasına da O’nun bile öngöremediği bir hızla gelişti yayıldı bu kavramın içeriği. Bugün Prosumer kavramı sadece iş ve aile hayatını kapsamakla kalmıyor, sanatın, sinemanın, müziğin ve edebiyatı da kapsadığını bir çok alanda görmek çok da zor değil.  

Toffler bütün bu oluşumu anlatırken sistemi 3 aşamada ele almış:

         Birinci Dalga sırasında tarım ekonomisine dayalı toplumsal bir düzenin varlığında insanların çoğu kendi ürettiğini tüketir. Normal anlamda onlar ne üretici ne de tüketicidir. Bu insanlar avlanmakta, kendi yiyeceklerini yetiştirmekte ve kendi kıyafetlerini dikmektedir. Yani bunlar tüketen üreticilerdir. Birinci Dalga toplumlarına egemen olan süreç kendi tüketeceğini üretmekte ve kendisinden başka kimseye bu anlamada fayda sağlamadığını anlatıyor. Neyse ki bu dönem çok da uzun sürmüyor. Avrupa’da 18. yüzyılda ortaya çıkan Endüstri Devrimi’yle birlikte üretim süreçleri ve fayda ilişkileri farklılaşmaya başlıyor. Üretimin en baskın olduğu alan artık fabrikalar olmaya başlıyor. Bu dönemde, insan üretken saatlerini fabrikalarda geçirmekte Günde sekiz saat çalışmakta ve burada kazandıkları parayla, piyasadan ihtiyaçları olan ürün ve hizmetleri satın almaktadır

           İkinci Dalga toplumları, insanların ihtiyaç duydukları ürün ve hizmetleri elde etmeleri için kurulan alışveriş ağları şekillendirmiştir. Ürünler verimlilik esasına göre üretilmiş, kendini şımartma temelinde tüketilmiştir. Sanayi devrimi üretim ve tüketim işlevlerini birbirinden keskin bir çizgiyle ayırmaktadır. Bu keskin ayrım, bugün tüketici ve üretici olarak adlandırılan insanların doğmasına yol açmıştır. İkinci Dalgayla, “kullanma amaçlı üretime” dayalı tarımcı bir toplumdan, “alışveriş için üretime” dayalı sanayi toplumuna geçilmiştir. Ancak, durum anlatıldığından biraz daha karışıktır. Çünkü, nasıl Birinci Dalga sırasında alışveriş (yani piyasa) için üretim yapıldığı olduysa, İkinci Dalga sırasında da kullanma amacıyla da üretim yapılmaktadır. Bu noktada Toffler ekonomiyi iki sektöre ayırmaktadır. A sektörü, insanların ücret almadan, doğrudan doğruya kendileri ve aileleri için üretimlerini içerir. B sektörü ise piyasa için yapılan mal ve hizmet üretimidir. Birinci Dalga sırasında A sektörü kullanmak için yapılan üretim çok büyük, B sektörüyse çok küçüktür. İkinci Dalga sırasında bunun tersi olmuştur. Bu dönemin en büyük tüketen üreticileri ev kadınları olmuştur. Ancak, İkinci Dalga toplumları piyasa için üretime öylesine odaklanmışlardır ki A sektörü diye bir sektörün varlığını hemen hemen unutmuşlardır. “Ekonomi” kelimesi piyasaya yapılmayan iş ve üretimleri içine almayacak şekilde tanımlanmış, ev işleri gayrisafi milli hasıla tahminlerine dahil bile edilmemiştir. İkinci Dalga toplumlarındaki baskın süreç, endüstrileşme ve pazarlaşma/piyasalaşmadır (marketization)…

…Bütün bu süreçlerde tüketen üretici görünmez adam haline gelmiş ve Üçüncü Dalga’nın varlığı için temel atmaya başlamıştır.

          Üçüncü Dalga dönemi ise “Kendin Yap Dönemi” yaklaşımı ile ortaya çıkıyor. Toffler post-endüstriyel dönemi, Birinci ve İkinci Dalganın bir sentezi olarak görmektedir. Buna da Üçüncü Dalga ismini vermektedir. Üçüncü Dalga sürecinde iki sektör ya da iki üretim tarzı arasındaki ilişkide önemli bir değişiklik başlamaktadır. Üreticiyi tüketiciden ayıran çizgi silikleşmekte, tüketen üreticinin önemi artmaktadır.Hatta piyasanın yaşamımızdaki ve dünya sistemindeki rolünü değiştirecek güçlü bir gelişme görülmektedir. Temel olarak bir görevli tarafından sunulacak hizmetler bütününü, firma görevlileri yerine işlerin çoğunu artık müşteri kendisi yapmaya başlamıştır. İşin bir bölümünü müşteriye yaptırmak, ekonomistlerin diliyle “emek maliyetini dışarıya aktarmak” yeni bir yöntem değildir. Bu sayede, bu işleri yapması için ücret ödenen kişiler sistemden çıkartılmakta, bu işlev müşteriye aktarılmakta ve hizmet verene ödenen ücretin bir kısamı da tüketiciye fiyat indirimi olarak geri dönmektedir. 1970’lerde başlayan bu kendin yap uygulaması, çok büyük bir hızla yayılmıştır. Toffler’in terimi ilk kez kullandığı zamandan günümüze geldiğimizde, hepimizin az ya da çok tüketen üretici özelliklerini taşıdığımızı görüyoruz. Toffler, bu gelişmenin temelinde yatan nedeni, el işlerinin ve otomasyona girmeyen hizmetlerin maliyetinin göreli olarak artması olarak açıklamaktadır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *